beyaz

Sır Yapılar

  • Güncel
  • 0
  • 2K
  • 1

Gezegenimizde çözülemeyen sırlar olduğunu tahmin edebiliyorsunuızdur.Tarih boyunca insanlık,sayısız medeniyetler kurmuş bir o kadar da medeniyet tarihin tozlu sayfalarında kendine yer bulmuştur.Arkalarında ise sayısız eser bırakmışlardır.Bu eserler günümüzde insanlık tarafından halen araştırılmakta merakla sonuçlar beklenilmektedir. İşte bizlerde sizlere bu sır dolu yapıları derleyip sunmak istedik 

1 - Saksaywaman

Peru'da Cuzzo şehri civarında bulunan İnka kalesi harabeleridir ve bu şehrin ismi Sacsahuaman (Saksaywaman, Saqsaywaman,Sasawaman, Saksawaman,) dır. 

Bu antik şehirde çok dikkat çekici ayrıntılar bulunmaktadır. Özellikle İnkalar tarafından inşa edilmiş olan büyük duvar sırlarını da hala korumaktadır. Bu duvar farklı boylarda ve farklı şekillerdeki taşlardan oluşmaktadır. 

Ayrıca bu taşlar yan yana ve üst üste o kadar güzel yerleştirilmiştir ki, tonlarca ağırlığa sahip bu taşların arasına küçük bir kağıt parçası bile girmemektedir. İşin ilginci bu bloklar arasında hiçbir birleştirici madde (çimento vs.) kullanılmamıştır.

2 - Mohenjo  Daro
Sindh dilinde adı ‘Ölüler Tepesi’ anlamına gelen Mohenjo Daro, İndüs Vadisi Uygarlığı’nın en önemli yerleşme merkezlerinden biridir. Bu şehrin arkeolojik kazıları Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılmasından önce (1922-1931 yılları arasında) Sir John Marshall ve Rakhal Das Banarjee, daha sonra ise Sir Mortimer Wheeler tarafından yapılmıştır. Pakistan'da bulunan bu bölge dünyanın ilk toplumlarının yaşadığı yerlerden. Burada bir planlama, sosyal organizasyon ve su sistemi var...

3 - Bitmemiş Dikilitaş Obelisk - Aswan, Mısır​
Bu dikilitaş direkt olarak taş ocağında kesilmiş fakat neden terk edildiği bilinmiyor.

4 - Costa Rica Top Taşları

Orta Amerika’da hem Atlantik hem de Pasifik Okyanusu’na kıyısı olan küçük ülkenin çeşitli yerlerinde mükemmel biçimde yontulmuş, en büyüğü 2,7 metre çapında, 16 ton ağırlığında olan çok sayıda taş bulunuyor. 

United Fruit Company adlı Amerikan şirketinin Kosta Rika’da muz plantasyonları için ekim sahaları için ekim alanları açarken keşfedilen ve çoğunlukla Diquis Deltası bölgesinde toplanmış olan irili ufaklı 300 kadar kürenin kimi orijinal yerlerinde duruyor, kimisi sergilenmek üzere taşınmış, kimisi de tahrip edilmiş. 

Ne için yapıldıkları bilinmediğinden taş küreler ilk bilimsel raporlara konu oldukları 1930 yılından bu yana heyecan tacirlerinin düş güçlerini çalıştırıyor. Bu taşların “kayıp Atlantis uygarlığı”ndan kaldığını öne sürenler de var, 1960’ların modasına uygun olarak Dünya-dışı ziyaretçiler tarafından bırakılmış olduğunu savunanlar da. Kimi “uzman” bunları İngiltere’deki “Stonehenge” adlı dev taş anıtla, kimisi de Güney Pasifik’teki Easter Adası’ndaki kafa heykelleriyle ilşkilendiriyor. Taş küreler, Harrison Ford’un oynadığı “Kutsal Hazine Avcıları” filminde sahne alma onuruna da erişmişlerdi. 

5 - Taş Devri Tünelleri
Bu tünellerin hepsi insan yapımı fakat taş devrinde böylesine tünel komplekslerinin nasıl yapıldığı bir türlü anlaşılamıyor.

Avrupa’da kıta genelinde Hıristiyanlık öncesi döneme uzanan yer altı tünelleri bulunmuş ve bir uzman bunların inşaatının bir şekilde birbirleriyle bağlantılı olduğunu öne sürmüştür.

Neolitik yapıların altında bu tünellerden yüzlerce bulunması üzerine Dr Heinrich Kusch, alanlar sırayla birbirlerine bağlı olmasa da bunun muhtemelen savaş ve karışıklık dönemlerinde seyahat etmek için kullanılan geniş bir ağ olduğunun bir kanıtı olduğunu, aynı dönem civarında olabileceklerini öne sürmektedir ve atalarımızın neden tüm kıtayı karşıdan karşıya geçmek istedikleri konusunda hiç kimse emin değildir.

6 - Yonaguni Anıtı - Yonaguni, Japonya
Uzmanlar bugün hala, Yonaguni Anıtı'nın insan eliyle mi yapıldığını yoksa doğal şartlarla mı oluştuğunu çözmekte zorlanıyor.

Doğal şartlarla oluştuğu yönünde bazı kanıtlar varsa da, taraçalı taşlarına, üçgen şekillerine bakılarak nasıl böyle bir doğal güzelliğin oluşabileceğine hayret ediliyor. Deniz tabanından 76 metre kadar yükselen piramit, scuba-divingçileri güzelliğiyle cezbediyor.

7 - Voynich Yazıtları
Voynich elyazması, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış, anlamı çözülemeyen gizemli bir kitap.

1404 ilâ 1438 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir. Kitap 15 cm'ye 22,5 cm ölçülerinde ve 240 sayfadır ancak tamamının 270 sayfa olduğu düşünülmektedir. Kitaba ismini veren, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki sahaftır. Yapılan bilimsel incelemeler, kitabın Voynich tarafından yapılmış bir sahtekârlık olmadığını kanıtlamıştır.

Kitap çok sayıda ilginç resim içerir. Bunlardan bir kısmı yıldızları, bitkileri ve tuhaf bir tesisatla birbirine bağlı küvetlerde yıkanan çıplak kadınları gösterir. Resimlere bakılarak kitabın belli konularda (astroloji, bitkibilim, vs.) bölümlerden oluştuğu tahmin edilmektedir.

8 - Göbekli Tepe - Örencik, Türkiye

Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.
 
Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 adet “T” biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından bağımsız sütun yer almaktadır. Yapıların iç duvarlarında da daha küçük sütunlar bulunmaktadır.
 
Göbeklitepe ile ilgili bahsi geçen bilimsel veriler, arkeoloji çalışmalarında neolitik dönemle ilgili kuramsal çerçevenin ve tarihlendirmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bilgiler vermektedir. Göbeklitepenin, konumu, boyutları, tarihlendirilmesi ve yapılarının anıtsallığı ile Neolitik dönem için ünik bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. Alan, 12000 yıl boyunca doğal çevresi içinde dokunulmadan kaldığından önemli arkeolojik buluntu vermektedir.
 
9 - L'anse aux Çayırları
Kanada’nın Newfoundland ve Labrador eyaletinde bulunan Newfoundland Adasının kuzeyindeki arkeolojik kazı yeri. 1960 yılında bulunan yer, Vikinglerin Grönland dışında Kuzey Amerika’da bulunan tek yerleşim yeridir. Burası, Kolomb Öncesi Okyanus Ötesi Temas teorisinin bilimsel kamuoyunda kabul edilen tek örneğidir. 1003 yıllarında Leif Ericson tarafından Vinland’da kurulmaya çalışılan koloniyle bağı olduğu düşünülmektedir. L’Anse aux Meadows 1978 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Sit Alanı ilan edilmiştir.

10 - Güneş Kapısı Tiahuanaco, Bolivya
Güney Amerika`daki sırrını koruyan arkeolojik buluntulardan biri de Tiahuanaco`daki Güneş Kapısı. Tek parça taştan yapılan 5 metre genişliğinde, 3 metre yüksekliğinde ve 10 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen Güneş Kapısı`nın nasıl bir yöntemle ve ne amaçla inşa edildiği bir türlü açıklanamıyor.

11 – Moai’de Paskalya Adası
Şili‘nin bir bölgesi Paskalya Adası, Pasifik Okyanusunun güneydoğusunda bulunmakta. Milattan önce 1250 ile 1500 yılları arasında yerel nüfus tarafından oyulmuş 887 adet dev monolitik heykel bulunmakta. Gizemli olmasının nedeni en büyük heykel olan Moai nin 21 metre yükseklikte yaklaşık 160 tonluk ağırlıkta olması merak konusu.

12 - Longyou Mağaraları - Zehjiang, China
'Antik dünyanın dokuzuncu harikası' olarak , geniş görkemli ve nadir antik yeraltı dünyasıdır - Zhejiang eyaleti, Çin Shiyan Beicun köyü yakınında bulunan, Longyou mağaralar yer almaktadır. Longyou grottoes , en az 2000 yıl öncesine ait olduğu düşünülmektedir.Antik zamanların en büyük yeraltı kazılardan birini temsil eden ve karmaşık ve kalıcı sırlarla dolu mağaralardır. . Arkeoloji, mimarlık, mühendislik ve jeoloji alanlarında dünyanın dört bir yanından bilim adamlarıtarafından kimler, nasıl ve niçin yapıldığı konusunda araştırmalar yapmaktadırlar. 

13 - Olmec devasa kafaları 
Bazalt kayalardan oyulan ve baş şeklinde olan bu heykeller, Meksika ve Guatemala, Karayip kıyı şeridinde bulunmuştur. Orta Amerika halklarının geleneksel özelliklerini taşıyan bu heykelleri kimin yaptığı bilinmiyor. Her kafa 50 ton ağırlıkta ve tek bir kayadan oyulmuştur. Olmec medeniyeti tarafından yapıldığına inanılan bu heykeller nasıl taşınmış ve neden yapılmış bilinmiyor ama 2000 yıl önce medeniyet ortadan kaybolmuştur.

 

 

İlgili yayınlar